Ali Özdemir - Merkez Medya

Yılmaz: Ekonomimiz dünya ortalamasının üstünde

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ilk üç çeyrekte 3,7 büyüme kaydedildiğini belirterek, "Ekonomimiz dünya ortalamasının üstünde. Hem don hem kuraklık yaşadığımız tarımın, enflasyonu gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkilediği bir yıl olmasına rağmen ilk üç çeyrekte 3,7 büyüdük" diye konuştu.

26 Şub 2026 - 23:28 YAYINLANMA
Yılmaz: Ekonomimiz dünya ortalamasının üstünde

Bakırköy'de bir otelde gerçekleştirilen Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Geleneksel İftar Programı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dünyadaki güç dağılımının ve ekonomik dengelerin değiştiğini söyledi.

Yeni bir siyasi atmosferin henüz oluşamadığını ifade eden Yılmaz, "Eski düzen güç kaybediyor ama yeni bir düzen de oluşmuş değil dünyamızda. Dolayısıyla bir geçiş sürecindeyiz. En tehlikeli zamanlar da bu geçiş zamanlarıdır. Bu dönemlerde özellikle ülkelerin iç yapılarını, iç bünyelerini güçlü tutmaları, iç cephelerini güçlendirmeleri, birlik beraberliklerini, dayanışmalarını kuvvetlendirmeleri her zamankinden daha önemlidir" diye konuştu.

Bu tür dönemlerde liderliğin, dirayetin, tecrübenin ön plana çıktığını dile getiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin bu anlamda şanslı ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Salgın, jeopolitik gelişmelerle birlikte dünya ekonomisi ve ticaretinin tarihsel ortalamalarının altında seyrettiğini ifade eden Yılmaz, "Özellikle pandemi sonrası Avrupa başta olmak üzere ciddi bir ekonomik meydan okumayla karşı karşıyayız. Dünya ekonomisi bu dönemde yıllık ortalama aşağı yukarı yüzde 2,5 büyümüş. 100 iken 115 olmuş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Aşağı yukarı büyüme hızı bakımından dünyanın iki katı kadar büyümüşüz. Bu dönemde Türkiye'nin reel ekonomi tarafında oldukça başarılı olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

"Dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, salgın ve sonrası dönemde Türkiye'nin üretim gücünü koruduğunu ancak bu süreçte finansal piyasaların bir miktar olumsuz etkilendiğini ve enflasyonun yükseldiğini belirtti.

Şimdiki önceliklerinin enflasyonu düşürerek makro finansal istikrarı pekiştirmek olduğunu, enflasyonla mücadelelerinin başarılı bir şekilde sürdüğünü bildiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Geçen yıl, henüz son çeyrek çıkmadığı için yine tahminen söylemek durumundayız, ilk üç çeyrekte 3,7 büyüme kaydettik. Ekonomimiz dünya ortalamasının üstünde. Hem don hem kuraklık yaşadığımız tarımın, enflasyonu gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkilediği bir yıl olmasına rağmen ilk üç çeyrekte 3,7 büyüdük. Yıl genelinde de 3,5 civarı bir büyüme olacağını tahmin ediyoruz. İhracatımız dünyadaki zorlu talep koşullarına rağmen son derece olumlu gidiyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı'mızı da aramızda görüyorum. İhracatımız 273 milyar doları geçti geçen sene. Tarihi bir rekor. Bir de turizm başta olmak üzere hizmet ihracatımız var. Orada da 120 milyar doları aştık. Toplam mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolara ulaştık. 2002'de bizim ekonomimizin büyüklüğü 238 milyar dolardı. Şu anda mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara geldi. 2025'te ekonomik büyüklüğümüz ise -tahmini olarak söylüyorum- ilk defa 1,5 trilyon doları aşmış oldu. Bu büyüklüklerimizle dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz. İnşallah kamusuyla özeliyle hep birlikte daha güçlü olacağız."

"Finansal risklerimizi oldukça aşağıya düşürmüş durumdayız"

Yılmaz, tarımda normal bir yıl geçirmelerinin büyümeyi çok olumlu etkileyeceğini dile getirdi.

Bu yılın finansal piyasalar, özel sektör ve vatandaşlar için daha iyi bir yıl olacağını söyleyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz de kararlı bir şekilde politikamızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Finansal risklerimizi oldukça aşağıya düşürmüş durumdayız. Cari açığımız yüzde 1,6 oldu. Yani bizim tarihi ortalamalarımızın altında bir seviye. Bütçe açığımız son tahminlerimize göre yüzde 2,9 civarında. Avrupa'yla mukayese ederseniz çok çok iyi bir noktadayız. 90 milyar doların üzerinde depreme ekstra harcama yaptığımız halde bütçemizi yine disiplinli bir şekilde sürdürüyoruz. Bu sene artık büyük oranda bu yük omuzlarımızdan kalkmış olacak. Borçluluk düzeyimiz de buna rağmen oldukça düşük. Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 24-25 civarında. Dünyada pandemi sonrası birçok ülke tabiri caizse boğazına kadar borçlanmış durumda. Biz bu noktada da çok çok daha olumlu bir seviyedeyiz. Merkez Bankamızın rezervleri 200 milyar doları aşmış durumda. CDS risk primimiz bir dönem çok yükselmişti. Şimdi 200'e yakın bir seviyede seyrediyor. Cari açığımız düştüğü için dış dünyadan daha az borçlanıyoruz. Bu konularda kararlı bir şekilde politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz ve kalıcı sosyal refahı sağlayacağız."

"Türkiye Cumhuriyeti olarak hem güçlü hem de haklı olalım"

Ana muhalefet partisinin hiçbir programa dayanmayan bir şekilde bol bol vaatlerde bulunduğunu anlatan Cevdet Yılmaz, aklı başında, ayakları yere basan, gerçekçi hedefleri olan programla yollarına devam ettiklerini kaydetti.

Dünyanın bu zorlu döneminde popülist söylemlerin ülkeleri ne hale getirdiğini de yakın coğrafyadaki gelişmelerden gördüklerini ifade eden Yılmaz, "Ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız. Gerçekçi, hakikatler üzerine bina edilmiş kalıcı fayda sağlayan bir anlayış içinde politikalarımızı hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu politikaları hayata geçirirken sanayimizin özellikle de emek yoğun sektörlerin etkilendiğini elbette görüyoruz ve buna karşı da hassasiyetimizi koruyoruz. Sanayinin tamamına baktığımızda bir problem gözükmüyor doğrusu. Düşük teknolojilerde maalesef bir sıkıntımız var" diye konuştu.

Son dönemde KOBİ, çeşitli işletme ve sektörlere verilen destekleri aktaran Yılmaz, esnaf, çiftçi, ihracatçı, yüksek teknoloji ve savunma sanayisine yönelik de farklı programları hayata geçirdiklerini ifade etti.

Dünyada "Ben güçlüysem her şeyi yapabilirim" anlayışının hakim hale geldiğini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

"Biz bu anlayışı elbette tasvip etmiyoruz. Ama gerçekleri de görmek zorundayız. Güçsüz ve haklı olursanız bu yetmiyor maalesef. Güçlüler gelip size zulmediyorlar. Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak hem güçlü olalım hem de haklı olalım diyoruz. İkisini aynı anda yapabilirsek hem milletimize hizmet ederiz hem de mazlumlara destek olma imkanımız olur. Bunun da şartı ne? Bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız. İç yapımızı güçlü tutacağız. Enerjimizi boş tartışmalarla harcamayacağız. Hedeflerimize odaklanacağız ve çok çalışacağız."

"Güçlü bir katılım bankacılığını çok önemsiyoruz"

ASKON Genel Başkanı Orhan Aydın ise programda yaptığı konuşmada, "Anadolu'nun sesi, üretimin gücü" şiarıyla yola çıktıklarını, en büyük hedeflerinin yerli ve milli sermayeyi güçlendirmek, istihdamı artırmak ve katma değerli üretimle ülke ekonomisine güç katmak olduğunu dile getirdi.

ASKON olarak İstanbul merkezli bir anlayışın ötesine geçerek Anadolu'nun üretim gücünü ve işletmelerin ticari birikimini Türkiye ekonomisinin merkezine taşıdıklarını ifade eden Aydın, bu sayede ekonominin en önemli dinamolarından biri haline geldiklerini söyledi.

Hükümetin uyguladığı politikaların, iş dünyasının önünü açtığını, yatırım ortamını iyileştirdiğini müşahede ettiklerini vurgulayan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

"Bir süredir 2 önemli kamu katılım bankamızın birleşme süreci içerisinde olduğunu biliyoruz. ASKON'lu üyelerimiz ve faiz hassasiyetini ön plana koyan tüm iş insanlarımızı ilgilendiren önemli bir süreçteyiz. Faizin ve finansmana erişimin bu denli yüksek ve zor olduğu dönemde yine birleşme neticesinde kısa süreli de olsa bilinmezlik ve katılım finansmanına ulaşmada zorluk yaşanabileceği endişesi bizde hasıl olmuştur. Biz tabii ki güçlü bir katılım bankacılığını çok önemsiyoruz. Lakin bu sürecin hemen ve hızlı değil, faizlerin düştüğü, finansmana erişimin kolaylaştığı ve seçim atmosferinin geçtiği bir dönemde gerçekleşmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz."

Geleneksel ASKON iftarını sadece İstanbul'da değil, eş zamanlı olarak Gazze ve Suriye'de de gerçekleştirdiklerini belirten Aydın, Deniz Feneri Derneği iş birliğinde Gazze ve Suriye'de iftar sofrası kurulan alanlara canlı bağlantı yaptı.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın dua ettiği program, hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: