Japonya, Tahran yönetimiyle görüşme hazırlığında
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, ABD’nin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik artan saldırılarının gölgesinde Tahran yönetimiyle liderler düzeyinde görüşme hazırlığında olduklarını açıkladı.
Takaichi ayrıca, krizi tırmandıran açıklamalarıyla dikkat çeken Trump ile de ayrı bir temas kurmayı değerlendirdiklerini belirtti.
Japon parlamentosunda konuşan Takaichi “Liderler düzeyinde görüşmeler için hazırlık yapıyoruz. Bu gerilimden çıkış yolu bulmak ve barışı yeniden tesis etmek için elimizden geleni yapacağız.” ifadelerini kullandı.
Ancak diplomatik çabalar, Washington’dan gelen sert mesajlarla gölgeleniyor. Trump, İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik son açıklamasında, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı açmaması halinde ülkenin enerji altyapısının bombalanacağını söyleyerek uluslararası kamuoyunda tepki topladı. Söz konusu boğaz, Japonya’nın petrol ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını karşıladığı kritik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor.
ABD’nin bu yaklaşımı, yalnızca İran İslam Cumhuriyeti ile değil, küresel enerji dengeleri açısından da riskleri artırıyor. Trump’ın salı günü için verdiği ültimatom öncesinde Japonya’nın yoğun diplomasi trafiği yürüttüğü belirtilirken, Takaichi’nin Washington ile doğrudan temas kurma arayışında olduğu ancak henüz kesinleşmiş bir görüşme bulunmadığı ifade edildi.
Öte yandan, ABD ve işgalci siyonist rejimin yaklaşık bir ay önce İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik gerçekleştirdiği saldırının ardından bölgede tansiyonun hâlâ yüksek olduğu dikkat çekiyor. Buna rağmen son günlerde iki Japon gemisinin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptığı bildirildi.
Japon hükümeti, enerji arz güvenliğini korumak için acil önlemler alırken, bölgedeki gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkileri de yakından izleniyor. Özellikle petrokimya üretimi açısından kritik öneme sahip nafta tedarikinde yaşanabilecek aksaklıkların, plastikten otomotiv parçalarına kadar geniş bir üretim zincirini etkileyebileceği uyarısı yapılıyor.
Japon yetkililer, ülkenin yaklaşık sekiz aylık petrol rezervine sahip olduğunu açıklarken, alternatif tedarik kaynakları üzerinde de çalışmaların sürdüğü bildirildi.
Uzmanlar ise ABD’nin bölgedeki saldırılarına ilişkin tartışmaların derinleştiğine dikkat çekiyor. Washington’un garantör rolünden geri çekilmesi halinde ortaya çıkacak boşluğun, enerji bağımlılığı nedeniyle bölgeye ilgisi artan Çin tarafından doldurulabileceği değerlendiriliyor.
Yaşanan gelişmeler, ABD’nin sert güç politikalarının yalnızca bölgesel istikrarı değil, küresel ekonomik dengeleri de tehdit ettiğine işaret ediyor. (İLKHA)