Çay ve bor kullanılarak yeni antimikrobiyal ürün geliştirildi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) akademisyenleri, Anadolu’da geleneksel olarak temizlikte ve bazı rahatsızlıkların giderilmesinde kullanılan çay ile bor mineralini bir araya getirerek çevre dostu bir dezenfektan formülü geliştirdi.
Yükseköğretim Kurulu koordinasyonunda sürdürülen bilimsel çalışmalar kapsamında yürütülen araştırma, Prof. Dr. Nükhet Zorba danışmanlığında, Dr. Öğretim Üyesi Dilvin İpek’in doktora tezi oldu.
Çay özü ile Türkiye’nin stratejik kaynaklarından bor madeninin birlikte kullanıldığı yerli formül Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi.
Çalışmanın yürütücülerinden Prof. Dr. Zorba, biyofilm oluşumunu engellemek amacıyla etkili ve çevreye zarar vermeyen bir formülasyon geliştirme hedefiyle yola çıktıklarını belirtti.
Bu kapsamda çeşitli doğal antimikrobiyal maddelerin mikroorganizmalar üzerindeki etkilerini araştırdıklarını ifade eden Zorba, çay özütü ile Türkiye’nin önemli doğal zenginliklerinden bor mineralinin birlikte kullanımının daha güçlü bir etki oluşturduğunu tespit ettiklerini aktardı.
Dr. Öğretim Üyesi Dilvin İpek de çalışmanın çıkış noktasının yerelde karşılaştıkları üretim sorunları olduğunu anlattı. Çanakkale’de, özellikle Ezine’de üretim hatlarında problemlere yol açan mikroorganizmalar üzerine çalışmayı başlattıklarını dile getiren İpek, Anadolu’da yıllardır göz enfeksiyonları gibi rahatsızlıklarda da kullanılan çayın iyileştirici özelliğinden ilham aldıklarını, bu geleneksel bilgiyi bilimsel yöntemlerle incelediklerini kaydetti.
Çalışmaların bir bölümünün Güney Kore’de, şehir su şebekelerinin dezenfeksiyonu üzerine çalışan bir ekiple birlikte yürütüldüğünü bildiren İpek, çay özünün bor mineraliyle birlikte kullanıldığında daha etkili sonuçlar verdiğinin tespit edildiğini ifade etti.
Yapılan deneylerde geliştirilen formülün, özellikle gıda sektöründe risk oluşturan bakterilere ve Hepatit A virüsü gibi bazı tehlikeli virüslere karşı başarılı sonuçlar verdiği belirlendi.
Geliştirilen dezenfektanın doğal yapısının yanı sıra uygulandığı yüzeyleri koruyucu özellik taşıdığını, temizlik ile arıtma maliyetlerini azaltma potansiyeli bulunduğunu vurgulayan İpek, ürünün gıda sektörü, sağlık alanı ve evde kullanımına yönelik çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi.